muttasim Modaretör User is Offline
Kayıt: 02 Nis 2007 Mesajlar: 38
|
| Tarih: Sal Nis 10, 2007 8:04 pm Mesaj konusu: 3 Mart; Hilafetin Yok Olmasından Beri Gecelerin Karanlığı Gi |
|
|
www.islamdevleti.org dan alıntıdır.
3 Mart; Hilafetin Yok Olmasından Beri Gecelerin Karanlığı Gibi Gündüzler de İslam Ümmeti İçin Çok Karanlık Geçmektedir.
Mart ayının 3. günü Müslüman ümmetin tarihine kazınan en karanlık günlerden biri olarak tarihte yerini almıştır. İslam Şeriatının hayattan uzaklaştırılmasıyla Müslümanların beldelerini darmadağın eden yıkıcı bir deprem 1924 yılının 3 Martında gerçekleşti. Müslümanların izzetinin ve Rablerinin rızâsının kaynağı olan Hilâfet güneşinin tutulması gündüzleri karanlığa boğdu.
Başını İngiltere’nin çektiği Sömürgeci Kâfir devletler, Arap ve Türk hâinlerin de yardımlarıyla Hilâfet Devleti’ni yıkmayı başardılar. Hilafet'in kaldırıldığı, asrın mücrimi hain Mustafa Kemal tarafından ilan edildi. Osmanlı halifesi olan II. Abdulmecid (101. halife) İşgalci sömürgeciler eliyle kurdurulan laik Türkiye Cumhuriyeti tarafından sürgüne gönderildi. Elinde bir bavuldan başka bir şeyi olmayan, Anadolu yakasından, yaya, çamurlar içerisinde gerçekleştirilen onun bu sürgünü, Müslüman dünyanın, ilk çektiği küçük düşürülmenin başlangıcıydı. Muhammed Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in “Müslümanların kalkanı” dediği zatın hazin sürgünüyle Müslüman ümmet o zamandan beri karanlık içerisinde ve küçük düşürülmüş vaziyette yaşamaktadır.
Ümmet kalkansız kalınca kendisini öldürücü savaşlar ve ağır darbeler içerisinde buldu. Yabancı işgaller, ekonomik sömürüler, İslami düşünceden uzaklaştırmalar, kültürel sömürge, siyasi iradeyi kaybetme Hilafetin yıkılmasının ardından peşpeşe geldi.
Müslümanlar, Hilafetin yegâne meşru liderliği ve İslam'ın kendilerinden uzaklaştırılması ile pek çok irili ufaklı karton devletçiklere bölünüp birlikteliklerini kaybettiler.
Kurulan bu yeni varlıklar, batı çizgisinin etnikliği altında kuruldu ve onların sömürüsü olarak yollarına devam etmektedirler. Müslüman ümmeti asla yükseltemeyecek milliyetçilik, menfaatçilik, vatancılık gibi küfür düşünceleri ile donatılmış bu varlıklar İslam ümmetini asla birleştirmeyi de düşünmemektedirler.
Ayrıca, Filistin ve Mescidi Aksa Yahudilerce işgal edildi, batı destekli Yahudi varlığı Müslümanların sırtına hançer gibi saplandı.
Müslüman dünyanın başına zayıf, ipleri batılıların elinde olan idareciler getirildi. Bunlar batılıların bölmüş olduğu sınırlar içerisinde ümmet ile mücadele eden, onları zayıf düşürecek, içeride sürekli birbiri ile boğuşturacak, kafalarını kaldıramayacak meselelerle meşgul ederek düşmanını görmez birer körler konumuna getirmek için uğraş vermektedirler. Bu arada oluşturulan kıytırık örgütlerse (İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği vs. gibi) Müslümanların yüz karasıdır. Batılıların kurdurttuğu bu örgütler ancak kuru gürültü çıkarmak için ortaya çıkarılmış içi boş oluşumlardır. Bunlar ne Filistin, ne Irak, ne Afganistan meselesinde söz sahibi olabilmişlerdir. Ancak onlara düşen vazife; ümmeti oyalamak için toplanıp toplanıp dağılmalarıdır.
Bu yöneticilerin boş kararlılıkları, basit duruşları, aldıkları kararlar Müslümanlara daha çok acı çektirmektedir. Batı sömürgeciliği onların eli ile kirli işlerini ümmet üzerinde sergilemektedirler. Batı onların elleri ile fiili olarak bölgeleri yeniden işgal ediyor, yakıyor, yıkıyor, namuslara el uzatıyor, katlediyor...
Bu yöneticiler, sömürgeci kafirlere en büyük imkanları tanırken kendi halkına uzak tuttukları bu alanları, kaynakları, zenginlikleri Amerikanın, İngilizin, Yahudi varlığının ayaklarının altına seriyorlar. Katar bugün, Ortadoğu'daki en büyük uçak pistini Amerika hava kuvvetlerine Müslümanları bombalaması için vermiştir. Bahreyn, İngiliz devletinin 5. Deniz Filosuna ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye İncirlik Üssünü Amerikanın, Yahudi varlığının hizmetine amade kılmıştır. Müslüman dünyasındaki karton varlıklar bugün sömürgecilerin askeri hedeflerini kolaylaştırmakla meşguldür. Pakistan yönetiminin Afgan halkına yaptıkları ayrıca bir örnek teşkil etmektedir. Dünyada tutulan paralı askerler Pakistan askerlerinin yaptığı kadar iş yapmış değillerdir. Pakistan askerlerinin yaptıklarına sömürgeciler neden alkış tutmasınki... Camileri yıkmalar, Müslümanları öldürmeler, medreseleri kapatmalar, Afgan köylerini karadan ve havadan bombalamalar, Keşmir’de yapılanlara seyirci kalmalar, bu da yetmezmiş gibi ekonomiyi batılıların eline teslim etmeler vs.
Bu yöneticiler yüzünden Müslüman dünyanın orduları kontrol altına alınmakta, onların esas yapmaları gereken işlere kelepçe vurulmakta, Çeçenistan, Balkan, Keşmir, Afganistan, Irak veya başka herhangi bir yerdeki kardeşlerinin yardımına koşmaktan engellenmektedir.
Evet bütün bunlar ve daha sayamadıklarımız 1924'te Hilafetin yok olmasından sonra ortaya çıkan durumlardır.
Müslüman dünya geçmiş 83 yıl boyunca gerçekten en karanlık günlerini yaşamaktadır. Bu ümmet Hilafetsiz kalmakla felaketleri gördü. Bedeninin her tarafında yaralar açıldı.
Hilafet'in önemine binaen Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem; "Halife kalkandır, onun arkasında savaşılır ve korunulur." (Müslim) demiştir ki ne kadar da doğru olduğu bugün apaçık ortadadır. Resulallah, İmamın (Halifenin) varlığının önemine dikkati çekmiştir. Çünkü Müslümanları koruma sorumluluğunu taşımada ve arkasında savaşılacak lider olma özelliği sadece Hilafet ile mümkündür.
Muhakkak ki, tekrar kurulması ile bu karanlık 3 Martları aydınlatacak olan Allah'ın izni ile yine Hilafet'in kendisi olacaktır. Hilafet'in dönüşü sadece Müslümanları değil tüm dünyayı karanlıktan aydınlığa çıkartacaktır.
Nitekim Rasulullah İkinci Râşidî Hilâfet’in geleceğini şöyle müjdelemiştir:
…Sonra da Nübüvvet Minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır. (Ahmed)
Öyleyse onun kuruluşuna, bu büyük hayra ulaşmaya ve beraberindeki ecri kazanmaya koşun Ey Müslümanlar!
Editör |
|