Üstünlük, hükümranlık hevesi, hakkı kötüye kullanmak, kötülük, himayesi altında bulunanlara istediği gibi hükmetmek gibi bir durum asla sözkonusu değildir. Zira kadın ve erkek islâm kurallarına göre evlenmeyi kabul ederken sevgi, saygı ve rahmet esaslarına göre kabul etmiş ve evliliklerini bu temele oturtmuşlarsa ailede reisliklik veya özgürlük gibi iddialarla huzursuzlukların çıkarılması akıl kârı değildir.
Yüce Allah (cc), bu konuda Rum süresi 21. ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: "size, nefislerinizden kendilerine ısınmanız için zevceler yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve esirgeme yapması,bunların hepsi, onun ayetlerindendir." ayet-i kerimeden de anlaşıldığına göre; erkeğin aile içindeki hakimiyeti mutlaktır ve bu hakimiyet sevgi ve merhamete dayanmaktadır.
Kocanın kadın üzerindeki haklarından biri de kadının kocasına hiçbir hususta ihanet etmemesidir. Çocuk eğitiminde de kadının sorumluluğu kocadan daha çoktur bu da kocanın kadın üzerindeki haklarından biridir. Çocukların eğitimi konusunda annenin yerini hiçbir eğitim kurumu tutamaz. Çocuk eğitimi hususunda en yetkili ve yetenekli kişi anne en yetkili kurum ailedir. Anne, bu hususlara dikkat eder ve kendi vazifelerinden biri olan yavrularının eğitiminde gereken hassasiyeti gösterirse sağlam bir neslin yetişmesine de direk katılmış olur. Erkeğin kadın üzerindeki haklarından biri de, bir anda dört evlilik yapabilme hakkıdır. Bu Kur'anda bildirilen hükümle ve sünnetlesabittir. Burada her aklına esen hiç sebep yokken dört evlilik yapmahevesine kapılmamalı. Zira bu konuda yüce Allah (cc), Kur'anı kerimde Nisa süresi 3. ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: "Tüm yetim kızlar ve mağdur kalmış dul kadınlar hakkında (adaleti yerine getiremiyeceğinizden) korkarsanız sizin için helal olan kadınlardan dörde kadar nikah edin. Eğer bunda da adaletle davranamayacaksanız ozaman bir kadınla yetinin." Ayet-i kerimeye dikkat ettiğimizde görüyoruz ki; Allah (cc), ısrarla adaletle davranmayı tembihleyip, bundan emin olamayanları, kendilerine güvenemeyenleri birden fazla evlilik yapmamaları
konusunda uyarıyor. Burada bir başka önemli ayrıntı da, birden fazla kadınla aynı zamanda evlenmek, farz değil, sünnet değil, mendüp değil, mübahtır yani serbestir.Bu serbestlik, herkesin, geçerli bir sebep olmadan sırf nefsani arzuları için birden fazla evlenmesi demek değildir.
Burada hatırlatmak istediğim birbaşka ayrıntı daha var. Bazı islam fukahasına göre; nikah akdinde, yani nikah kıyılırken kadın, kocasından bazı sebeplerden dolayı boşama hakkı ister ve o akidde kabul sebeplerden biri vuku bulunca kadın boşama hakkını kullanabilir. Burada yüce Rabbımızın kadın ve erkek arasında koyduğu eşitlik kurallarının ne kadar güzel bir örneğini görüyoruz.
Burada müslüman hanımların dikkatini çekmek istediğim önemli bir husus var: Bugünkü dünya düzeninde kadınların, erkeklerin nefsani arzularının oyuncağı haline getirildiği gerçeği, tüm açıklığıyla gözler önündedir. Her gün zina ve fuhuş peşinde koşan birden fazla kadınla hemen hergün gayri meşru ilişkiler içinde bulunan erkeklerine tahammül edipte, kabul eden kadınlar, Allah'ın serbest kıldığı birden fazla evlenmeye neden karşı çıkarlar.
Islama göre aile hayatında çocukların da ana babaları üzerinde hakları vardır.
Birinci hak nesep hakkı-dır. Çocuk nesebinin sabit şekilde belirlenmesi mutlaktır. Bu, çocuğun babası üzerindeki hakkıdır. Nafakasının temin edilmesi, annesi tarafından iki yıl kadar emzirilmesi çocuğun nafaka haklarındandır. Çocuğun annesi tarafından iki yıl kadar emzirilmesini Yüce Rabbımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle tavsiye ediyor: (Bakara süresi 233. ayet-i kerime) "anneler çocuklarını iki tamyıl emzirirler. Onların yani annelerin yiyeceği ve giyeceği diğer ihtiyaçları babaya aittir. Iki yıl emzirmede bir zorluk veya bir mecburiyet yoktur."
Bu arada karı koca arasında anlaşmazlık sonucu ayrılık olursa, küçük çocukların yetiştirilmesi, terbiyesi islam hukukuna göre anneye aittir. Çocukların kendini ispat çağına gelinceye kadar anne yanında kalmaları islamın bir kuralıdır. Ispat çağına gelince babaya verilir. Ve anneyle ma’kul zamanlarda görüşülmesi şartıyla baba onların bakımını ve yetiştirilmesini üstlenir.
Islam nizamının aile yapısında aile fertlerinin kendi aralarında dayanışma, karşılıklı anlayış ve tevazu, vazgeçilmez bir vazifedir.
Aslında fertler arasında yaradılış fıtratından olan bir bağdır bu. Bu fıtratı aile hayatında, toplum hayatında hissetmek ve hissettirmek lazımdır. Bu dayanışma fıtratını günümüzde yaşadığımız gibi mahkeme kararlarıyla değil, kendi irademizle saptamamız lazım diye düşünüyorum. Islam nizamında kadın gerek aile içinde, gerekse toplum hayatında aynen erkek gibidir. Kadın da erkek gibi bir insandır. Hertürlü hakka sahiptir, bununla beraber hertürlü vazifeyi almaya erkek gibi ehliyeti vardır. Konunun açıklanması bakımından Nisa süresi 1. ayet-i kerimesi çok önemlidir: "Ey insanlar sizi birtek candan yaratan, ondan da yine onun zevcesini vücüda getiren ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türeten rabbınıza karşı gelmekten çekinin." Yüce Rabbımız kadın ve erkeği eşit bir şekilde uyarıyor. Burada şunu belirtmek istiyorum. Tabiidir ki yaradılıştan, kadın erkek arasında cinsiyet ayırımından doğ
an farklar vardır. Bu cinsiyet farkından doğan bazı şahsi hakların olması da mutlaktır. Vazifelerin yaradılış gerçeğine uygun olması da muhakkaktır. Kadın da islamî vazifelere aynen muhataptır. Ancak kadınlık tabiatının icap ettirdiği, yahut gücünün yetmemesi nedeniyle bazı vazifeler müstesnadır. Örneğin islama karşı yapılan saldırılara, yani gayri müslimlerle yapılan savaşlara gitmek erkeklerin vazifesidir güçleri münasebetiyle. Fakat kadın isterse savaşa katılıp savaş mücahidesi olabilir. Bu konuda yüce Allah (cc), mümtehine süresi 12. Ayet-i kerime-sinde şöyle buyuruyor: "Ey peygam-ber mümine kadınlar Allah'a hiçbir seyi ortak koşmamaları, zina etme-meleri, evlatlarını öldürmemeleri, gayri meşru çocuk dünyaya getirip onu kocalarına nesep ve ona bu süretle iftira etmemeleri, senin emredeceğin her hangi bir iyilik hususnda sana asi olmamaları
şartıyla, sana beyat etmeye geldikleri zaman, beyatlarını kabul et, onlar için Allah'tan mağfiret dile. Çünkü Allah çok yargılayıcı ve çok esirgeyicidir." Bu ayet-i kerimeden de açıkça anlaşıldığına göre; kadınlar da erkekler gibi dini işlerden mü
kelleftirler. Kadınların da erkekler gibi sosyal hayatta dünyevi ve uhrevi vazifeleri vardır. Bu konuda yüce Allah (cc), Tevbe süresi 71.ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: "Inanan erkekler de inanan kadınlar da, birbirlerinin velileri, yardımcıları ve zatlarıdır. Insanlara marufu (iyiliği) emrederler. Onları münkerden (yani kötülükten) vazgeçirmeye çalışırlar.” ayet-i kerimeden anlaşıldığı üzre kadın ve erkek aynı şekilde marufu münkeri iyi analiz edip buna göre hareket etmek zorundadır.
Ayeti kerimedeki"maruf" kelimesi, Islam dininin yapılmasını emrettiği herşeyi ifade ediyor. "Münker" kelimesi ise, Islam dininin yapılmamasını emrettiği herşeyi ifade ediyor.
Bu açıklamalardan anlıyoruz ki, Islam'ın dünyaya hakim olması için insanların iki cihan selameti için, Allah (cc) 'ın koyduğu sınırlar çerçevesinde kadın ve erkeğin gerek birlikte gerekse ferdi olarak elinden geleni yapması mecburiyetleri vardır. Allah (cc), bu uğurda ömür tüketmeyi nasip etsin.
FATMA DOGRUL
|